09 Ekim 2009 Cuma

BİR VARDIN.BİR YOKTUN..TIPKI BİR MASAL GİBİ...


Neyin bedelini ödetti bana bu aşk…
hayatıma girdiğin gün gideceğini biliyor muydum?..
ona rağmen mi sevdim seni?..
ona rağmen mi vazgeçilmezim yaptım?…
ben mi istedim peki seni sevmeyi?..
yoksa sen mi bildin kendini sevdirmeyi?…
aşk iki kişiliktir sevgili…
ben hep tek başıma yaşadım bu aşkı…
sen gittin ben bekledim…
masal gibiydin bir vardın bir yoktun…
beni önce uçurumun kenarına götürüp sıkı sıkı sarıyordun…
sonra aşağı bırakıyordun…
tam düşecekken yine tutuyordun sıkıca…
dengemi bozdun…
yalanlarla oyaladın…
her yalan çıkmaza soktu beni…
affettim hep…
gururumu sattım senin için…
neden hep bıçak sırtında sevdim seni? …
neden hiç hayaller kuramadım yarına dair?…
neden bu aşkı dolu dolu yaşama fırsatı vermedin bize?
Değerimdin benim…
kıyamadığımdın…
aşk’tı bendeki adın…
ama yordun beni sevgili…
kangren olmuş bi aşktı bu…
ve kesilmezse hayatımıza saracaktı…
ikimizde dirhem dirhem acı çeke çeke ölücektik sevgili…
ve ben senin acı çekmene dayanamazdım…
o yüzden bu aşkı kesip attım sevgili…
aşk artık yoktu ama daha sonra farkettim ki ;içimdeki sen hala yaşıyorsun…
ve senin bana yaptığın gibi yaptım bende…
yüreğimdeki uçurumun kenarına götürdüm seni…
önce sıkıca sarıldım…
ve sonra tutmamak üzere bıraktım aşağı…
sen kayıp giderken avuçlarımdan öylece baktım arkandan…
düşüşünü seyrettim…
ağladım…
isyan ettim hayata…
sitem ettim sana…
başka birilerinin hayatında var olman dileğiyle gözyaşlarıyla azat ettim seni…
Neyin bedelini ödediğimi hiç anlamadım o günden sonra bile…
zamansız sevginin dedim…
yanlış aşkın dedim…
ama tatmin etmediği verdiğim cevaplar…
sevmenin zamanı olmaz , aşkın yanlışı olmaz…
sevmekte , aşkta herşeye rağmen güzel sevgili…
ona ödenmiş bir bedelin ağırlığını yükleyemezdim…
senin verdiğin acılara boyun eymenin bedeliydi belki de bu…
bunuda yalanlarının arasında bana yüklemiştin belki de…
ve ben senden başka hiç birşeyi görmeyen gözlerimle farkedememiştim…
Büyüdüm senden sonra…
adımlarım sertleşti…
aklım kalbime söz geçirmeyi öğrendi…
bedenim ruhuma daha sıkı sarılmaya başladı…
gözlerim ayrıntıları bile görebiliyor…
zor oldu ama sesin kulaklarımdan silindi başka sesleri duyabiliyorum artık…
bir tek ellerim alışamadı sensizliğe…
boşluğa bile dokunamadım senden sonra…
bir tek onlara söz geçiremedim…
Hangi hayatta var olursan ol…
ama artık kimseye acı verme sevgili…
önce kendine bağlayıp sonra masallara karışma…
unutma!!..
dünya sana ait değil…
bıraktığın acıların bedelini ödeyeceğin bir yer mutlaka var.!!
alıntı-s

28 Ağustos 2009 Cuma

Dumansız Hava Sahası


Sigara içen (ve bırakmayı hep ama hep düşünen) biri olarak "dumansız hava sahası" na asla karşı değilim.Hatta evim, balkon dışında çocuklarım nedeniyle zaten yıllardır dumansız hava sahası kapsamında..


Ancak bir kaç haftadır dikkatimi çeken ; bu sebepden dolayı herkesin sokaklarda sigara içmesi.Genci , yaşlısı , kadını , erkeği...Herkes sigara içmek için adeta sokak yolu gözler olmuş durumda ... Hadi şimdi yaz! Ya kışın ne olacak? ..Dışarıda çok kalamazsın,yemek yiyemezsin, mecburen yürüme mesafesi kat ederken belki!


Dolayısı ile de tüm sokaklar izmarit dolmuş durumda.


İzmarit dolu Kaldırımlar , su tahliye kanalları , ızgaraların içi , hatta tüten çöp tenekeleri ,arabada içilip dışarıya fırlatılan izmaritler görmeye alıştığımız manzalar halini aldı..


Tamam da buna da bir dur demek lazım değil mi? Güzelim İzmir sokakları izmarit dolu..Eminim tüm şehirler izmarit seline kapılmış durumda...


"Bari Her Köşeye Bir Adet Ayaklı Kül Tablası " kampayasının başlatılmasını sabırla bekliyorum..

04 Ağustos 2009 Salı

Yorumsuz!!


YER: İzmir AKM...

30 Temmuz 2009 Perşembe

Yaşasın 3G Geliyor!!


Yaşasın 3G hayatımıza adeta ayranımız yok içmeye misali tahtıravanla geliyor...


3G yi kullanmaya başlayan 121inci ülke oluyoruz ..Yaşasın!! Aman yeni telefonlarınızı alırken dikkat...Önünde arkasında sizi en net ,en güzel gösterecek kamerası olan telefonlardan seçin...Masanın üzerine koyduğunuzda herkes gözucuyla bi bakakalsın emi?


Bekir Coskun özetle demiş ki "Kulaktan sonra birde gözümüz oldu,ne mutlu...Bunun ekonominin canlanmasında katkısı olacaktır bilirim ben.Her sabah 3G'yi açmadan önce bir koşu kuaföre gidecektir Nebahat.. 24 saat makaj,gece konuşmaları için yeni gecelikler,sabah konuşmaları için çiçekli sabahlıklar,renkli bluzlar,arka dekor için duvar kağıdı derken.... Nasıl değişiyor insan hayatı.""


Aynen katılıyorum ,bu kesin ekonomiyi canlandıracaktır.


Umarım bazı kesimler de 3G sayesinde insanların yüzlerinde ki mutsuzluğu, gözlerinde ki solgun bakışları , sinirli mimikleri, üzerinde ki en az beş on yıllk kıyafetleri yakalar...Ha! 3G'si olanlar bunları nasıl mı görecek?? Üzülmeyin !! Nasılsa ayranı olmayanlar da mutlaka birer tane hemde en acilinden edineceklerdir.!?

29 Temmuz 2009 Çarşamba

362m2 sığdı 12m2 ye - II -

12m2 bu dile kolay ...Bir aydır sığışmaya çalışıyorum.Eee! Zaman aldı baya..Sizleri de biraz aksattım kusura bakmayınız diyeyim ve tatlıya bağlıyayım..

Nerede kalmıştık??

Ha!! Kriz teğet geçti !..Hiç olmazsa en azından bir ofisin var !! Sen 12m2 yi de cennet yaparsın!!!yorumlarından sonra biraz daha moralli günlerime başlıyorum.

Herşey iyi olacak,büyük projeler yakalayıp şubemi belki tekrar canlandıracağım..Allah yardımcım olsun ,olacakta..

Uçurtmalar “rüzgarla” uçmazlar, rüzgara karşı durdukları için yükselirler.

24 Haziran 2009 Çarşamba

362m2 sığdı 12m2 ye - I -


30 Nisandan beri huzursuzum,uykusuzum,hem tatsız hem tuzsuzum...


Karar açıklandığında küçük dilimi yuttum adeta ,dondum kaldım şoktaydım...


Üzüldüm hem de çok üzüldüm , günlerce ağladım..Tüm çalışma arkadaşlarım , herkes kızgın ve şaşkındı ..Bugün bana , yarın onlaraydı..


Ailem dışında sevgili dostlarım, kardeşlerim Gulteinen ve Kuzey Işığı olanca güçleriyle destek oldular bana..Gulteinen ta Dubai'lerden yetişti imdadıma ve söylediği en gerçek şey " bırak sağa sola bakmayı, önüne bak...kriz seni teğet geçti kendine gel! " di.

Tam bir hafta içerisinde 362m2 olan ofisimi , sadece ve sadece 12m2 sığdırmalıydım,yetmez birçok şeyi satacak,hibe edecek ve aynı zaman da büyük bir kısmını yükleyip genel müdürlüğe gönderecektim.

Kör ölür,badem gözlü olur hesabı iğneme kadar 10 yıllık olan herşey kıymete binmişti. 10 yıldır gelmeyen herkes o hafta buradaydı,dokuz ayın çarşambası aynı haftaya sığdırılıp paketlediler bizi..talan ettiler..

Bu da yetmez, ki en zoru , yaklaşık 10 yıllık çalışma arkadaşlarımın işine de son verecektim ve tek başıma finansmancılık oyunu oynayacaktım.

Çok üzgünüm...Hayat bu ...Ağlamak mı? Kalkmak mı?

Doğruldum! Kalktım!

Artık yanımda olmayan bir dostumun daha kendisini bana bir şekilde hatırlatmasıyla...güç vermesiyle..

22 Haziran 2009 Pazartesi

Evlilik,Benim bilmediğim Versionu ile...!!

Melih Cevdet'e sormuşlar 'evlilik nedir? ' diye.

-Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna 'evlenmek' denirdi.

-Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik 'katlanmaktır' demiş.'


Kıssadan hisse....

Alıntı;

"Mut'un bir dag koyunde dostlarla birlikte gezerken yasli bir kari kocayi gordum.. Baktim bir kanepenin uzerinde oturuyorlar...

Iyice yaklastigimda tezekten yapilmis evlerinin bahcesinde oturduklari kanepenin bir tarafinin tamamen kirik oldugunu, kanepenin saglam tarafina sIkisarak oturduklarinive sohbet ettiklerini anladim.Yuzlerinde bir tebessum vardi..

Evin halinden ve kari kocanin kilik kiyafetinden maddi durumlarinin hic iyi olmadigi ve yenibir kanepe alacak guclerinin olmadigi hemen anlasiliyordu...Selamlastiktan sonra, 'Kanepe kirilmiş' dedim...

Yasli adam buyuk bir bilgelikle cevap verdi, ' Biz de saglam tarafina oturuyoruz... Yetiyor bize..'

Kadin da tamamladi, ' He ya yetiyor bize bak ne guzel oturuyoruz' Sevdigimin elini daha sıkı sıkı tuttum...

Oyle ya,' Ask bu kanepe neden kirik, neden yeni bir kanepe almiyoruz' diye dirdir etmek, şikayet etmek yerine, 'Kanepenin saglam tarafini paylasmak' degil midir?...Ve iste ekte yer alan bu fotogafi buyuterek evimin en gorunur yerine astim..." "

İşte evlilik bana göre de böyle birşeydi...

"Ben..Sen" değil "BİZ" diyebilmektir "Sonuna kadar paylaşmaktır Evlilik ! ". demişti bir büyüğüm....

Ama öyle olmadı.... Galiba biz hep kırık tarafa oturmaya çalıştık...